Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) açıklamasına göre; dünyanın birçok ülkesinde üniversiteler öğrenci sayılarındaki azalma, yükselen maliyetler ve uluslararası öğrenci hareketliliğindeki gerilemeyle karşı karşıya kalırken, Türkiye’de YKS yerleştirme sonuçlarında devlet üniversitelerinin kontenjanları büyük ölçüde doldu. YÖK verilerine göre devlet üniversitelerinde toplam 481 bin 684 örgün yükseköğretim kontenjanının 479 bin 392’sine öğrenci yerleşti. Boş kalan kontenjan sayısı 2 bin 292 olurken doluluk oranı yüzde 99,52 olarak gerçekleşti.
ÖN LİSANSTA SADECE 37 KONTENJAN BOŞ KALDI
Devlet üniversitelerinin lisans programlarında doluluk oranı yüzde 99,15’e ulaştı. Ön lisans programlarında ise kontenjanların yüzde 99,98’i doldu ve yalnızca 37 kontenjan boş kaldı. Böylece devlet üniversitelerinde örgün yükseköğretim kontenjanlarının neredeyse tamamına yerleştirme yapılmış oldu. YÖK Başkanı Erol Özvar, YKS yerleştirme sonuçlarının yalnızca doluluk oranları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Sonuçlar, gençlerimizin ve ailelerimizin ülkemizin geleceğine duyduğu umudu gösteriyor. Dünyanın birçok gelişmiş yükseköğretim sisteminde üniversite kayıtlarının gerilediği bir dönemde üniversitelerimize gösterilen bu yüksek teveccüh son derece kıymetli” dedi.
GENÇLER DAHA İYİ BİR GELECEĞİN KAPISINI YÜKSEKÖĞRETİMDE GÖRÜYOR
Özvar, devlet üniversitelerindeki yüzde 99,52’lik doluluk oranını yükseköğretime yönelik talebin göstergesi olarak değerlendirerek şöyle konuştu:
“Demek ki gençlerimizin yükseköğretim vasıtasıyla daha iyi bir geleceğe kavuşacaklarına dair umutları var. Ailelerimiz de çocuklarının geleceğini üniversitelerimizde görüyor. Devlet üniversitelerimizde yüzde 99,52’ye ulaşan doluluk oranı, bu güvenin ve umudun çok açık bir göstergesidir. Bize düşen görev, bu umudu korumak, güçlendirmek ve geleceği doğru okuyarak gençlerimize nitelikli bir eğitimle karşılık vermektir.”
ERİŞİLEBİLİR YÜKSEKÖĞRETİM FIRSAT EŞİTLİĞİ SUNUYOR
Türkiye’de yükseköğretim sisteminin güçlü yönlerinden birinin erişilebilirlik olduğunu ifade eden Özvar, ülke geneline yayılan üniversiteler ile merkezi sınav ve yerleştirme sisteminin öğrencilere fırsat eşitliği sunduğunu söyledi. Yükseköğretime erişimin yalnızca üniversiteye yerleşmek anlamına gelmediğini vurgulayan Özvar, öğrencilerin nitelikli eğitim almaları, güncel yetkinlikler kazanmaları ve mezuniyet sonrasına hazırlanmalarının da önem taşıdığını belirtti. Özvar, üniversitelere yönelik talebe daha yüksek eğitim kalitesi, araştırma kapasitesi ve istihdam olanaklarıyla karşılık vermeyi hedeflediklerini kaydetti.
DÜNYADA ÖĞRENCİ SAYILARI GERİLİYOR
YÖK’ün paylaştığı verilere göre, Türkiye’deki yüksek doluluk oranlarının tersine dünyanın bazı büyük yükseköğretim sistemlerinde öğrenci sayılarında uzun dönemli gerileme yaşanıyor. ABD’de lisans öğrenci sayısı 2010-2021 döneminde yüzde 15 azalırken, son yıllardaki sınırlı toparlanmaya rağmen öğrenci sayısı uzun dönemli zirvesinin altında kalmaya devam ediyor. Uluslararası öğrenci hareketliliğinde de gerileme görülüyor. OECD verilerine göre üye ülkelere gelen yeni uluslararası yükseköğretim öğrencilerinin sayısı 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 13 azalarak 1,8 milyona düştü. YÖK’ün aktardığı verilere göre düşüş Kanada’da yüzde 39, Avustralya’da yüzde 22, İngiltere’de yüzde 14 ve ABD’de yüzde 12 olarak gerçekleşti.
TÜRKİYE ULUSLARARASI ÖĞRENCİLER İÇİN DE ÇEKİM MERKEZİ
Özvar, uluslararası öğrenci sayılarındaki küresel düşüşe de dikkat çekerek, OECD ülkelerine yönelen yeni uluslararası öğrenci sayısının azaldığı bir dönemde Türkiye’nin çekim gücünü koruduğunu söyledi. Özvar, “Üniversitelerimizin akademik kapasitesi, kültürel zenginliğimiz, güvenli ve erişilebilir eğitim ortamımız Türkiye’yi uluslararası öğrenciler bakımından güçlü bir tercih merkezi hâline getiriyor” dedi. Öğrenci sayısındaki daralmanın yanı sıra artan maliyetler de birçok ülkede üniversitelerin mali sürdürülebilirliğini gündeme taşıyor. Bazı ülkelerde yükseköğretim kurumlarının araştırma kapasitesini ve uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla üniversite birleşmeleri gerçekleştiriliyor. Kamuoyunda “süper üniversite” ya da “şampiyon üniversite” olarak da adlandırılan bu modellerle kaynakların bir araya getirilmesi, araştırma kapasitesinin artırılması ve kurumların mali yapılarının güçlendirilmesi hedefleniyor.
The post YÖK: Dünyada üniversiteler öğrenci kaybederken Türkiye’de doluluk yüzde 99,5’i aştı first appeared on .